• Ana Sayfa
  • »
  • SİZLERİ ERZİN`E BEKLİYORUZ...

SİZLERİ ERZİN`E BEKLİYORUZ...

Hatay İlinin kuzeyindeki Amanos (Gavur) dağlarının Akdeniz’e bakan batı eteğinde yer alan ilçemiz Osmaniye İl Merkezine 23, Dörtyol İlçesine 15 ve İskenderun İlçesine 45 km mesafede,
E-5 karayolu, Toprakkale-İskenderun demiryolu ve yine Toprakkale-İskenderun TEM otoyolunun kesiştiği istasyondan, baharda portakal çiçeği kokularıyla bezenmiş eşine az rastlanan güzellikte bir bulvarla 7 km’lik yolu kat ederek rüya gibi bir yolculukla Sırtı Amanos dağlarına dayanıp ayakları Akdeniz’e doğru uzanan Erzin`e ulaşılır. 


Kışın ılık ve yağışlı bir iklime sahip olan ilçemizde yaz gelince sıcaklık ve nem oranının artması halkımızın denize ve yaylaya gitme sebebidir. Denizimizin eşsiz kumsalı ve güneşi, yaylamızın olağanüstü güzellikleri ve ferahlatan çam havası çevre yerleşim birimlerindeki insanları da cezbeder.


Ekonomisi büyük oranda tarıma dayalı olan Erzin; şeffaf ve demokratik yönetimiyle ve kendi kısıtlı imkanlarıyla geleceğin turizm cenneti olmaya namzet Türkiye ve dünyanın keşfedilmeyi bekleyen yegane yerleşim birimidir.


TARİHÇESİ 
Erzin`in 1473 Otlukbeli Savaşından sonra çoğunluğu Akkoyunlulardan oluşan Türkmen boylarının, İssos ovasının kuzeyindeki bol otlak ve sulak bir alan olan Karahüyük yöresine göçleri ve zamanla bazılarının şimdiki Yoncadüzü ve Gökdere arasındaki "Akdam", bazılarının da Erzin in batısındaki "Şeyhin Ocağı" bölgelerine gelerek buraları yurt edinmeleri sonrasında kurulduğu ve adının da Orta Asya da bulunan Tannu (Tanrı) dağları civarındaki (Tannu Ola) Erzin şehrinin isminden geldiği sanılmaktadır.


Yanlız Türkmenlerin, Karahüyükten 1695-1700 yıllarında buraya gelmeden önce Selçuklular ve Memluklular zamanında bazı Türk boylarınında (Özerler, Tebüklüler-Tıbıklar, Pındıklar) bölgeye geldikleri tahmin ediliyor.
1903 yılında Mutasarrufluk olan Erzin 1906 yılında Bucak haline dönüştürülmüş, 11/07/1930 tarihinde de Adana dan ayrılarak Hatay iline bağlanmıştır. 


1.Dünya Savaşından sonra Erzin, Fransızlar ve Ermenilerin işgaline uğramış ve 4 yıl kadar bunların istilasına maruz kaldıktan sonra 8 Ocak 1922 de bağımsızlığına kavuşmuştur.
1987 yılında İlçe statüsüne kavuşan Erzin hızla büyümekte ve gelişmekte olup geçmiş tarihiyle her zaman gurur duymuştur.

 

İSOS

Gülleri almış bir koku İssos adına,

Çiçekleri mor bağlamış çimenlerinde,

Bu günlerde topraklar yağışsız kurşuni,

Ağıtlarımız da buz tenli diyar gizleri.


İssos, binlerce yıldan beri değişik söylencelere tanıklık etmiş olup, Akdenizin doğu kesiminde ve dolayısıyla Erzin sınırları içerisinde yer alır. Şehrin sahipsiz kalıntılarına Erzin`e 7 km mesafedeki İstasyon Mevkiinde rastlamak mümkündür.
Mezopotamya`yı Yunan kültürüne, Anadoluyu İslam Ülkelerine bağlayan merkez konumundaki İssos ; Bizans, Geç Hitit, Selaukos, Pers ve Osmanlı İmparatorluğuna ev sahipliği yapmıştır. Bölgesel olarak çok önemli bir konuma sahip olmasına rağmen günümüzde işlevsiz günlerini yaşıyor, hem de sessizce.
Oluşumu itibariyle mimari özelliği, kendinden sonraki zamanlara öncülük eden bir özelliğe sahip olan İssos kalıntılarının içinde 1-2 km. uzunluğunda, yüksekliği ise yer yer 7-8 m olan ve hala ayakta kalmayı başaran su kanalları bulunuyor. Akdeniz`e Cenevizli gemicilere Amanosların eteklerinden su iletme projesinin ürünüdür, bu su kanalı.


Büyük İskender`in zaferleriyle sonuçlanan M.Ö 333 yılında Pers kralı III. Darius`la yaptığı büyük bir savaşa sahne olan bölge asıl altın çağını Roma döneminde yaşamış ve bu zamandaki imar faaliyetleriyle yeni bir kimlik kazanmıştır.
Ayakta kalmaya çalışan kalıntıların önemli bir kısmı metrelerce toprak altında kalmış ve ciddi bir kazı çalışmasını bekler duruma gelmiş fakat arazinin volkanik yapısı, deprem ve denizden esen rüzgarlarla gelen kumlar gibi doğal zararların yanı sıra bu değerli kalıntılara esas büyük darbeleri içinden geçen yollar ve çevre yerleşim birimleri vermiş, her ne kadar bölge sit alanı olarak ilan edilse de yağmalar önlenememiştir. Tiyatrosu, spor kompleksi, sütunlu caddeleri, hamamı, tapınakları, su sarnıçları, mezarlıkları ve sahildeki iskelesi kaderine terkedilmişliğin hüznünü yaşamakta günümüzde.
Süregelen yaşamda, anıların gerisine düşerek, bizi sınırlayan doğa içinde tarihe ve sanata karşı tavrımızın farkında değiliz aslında. Gelmek istediğimiz uygarlık düzeyinin tüm gelişim hallerini düşündüğümüzde ileri doğru işleyecek olan bilincimizi geçmişle bütünleştiremeyip günü birlik yaşıyor ve algılamakta zorlandığımız zamanın ilerleyen sürecine tanık oluyoruz.
İssos da şimdi geçmişten gelen el`in sanat imgesi, taşların mekan örgüsü esmerleşti, toprakta da açmaz oldu güller...




EKONOMİSİ 

İlçemiz ekonomisi tarıma dayalı olup başlıca gelir kaynağımız narenciye üretimidir. Tahıl ve sebze yetiştiriciliği ile son zamanlarda hızla artan seracılık sektörü de önemli ekonomik kaynaklarımızdandır. Ayrıca İskenderun Demir-Çelik Fabrikaları ve yazın hareketlenen turizminde katkıları yadsınamaz.


1965 yılına kadar ilçemizde kuru tarım yapılmakta idi. O yıl Adana Topraksu Planlama Müdürü olan hemşehrimiz Hanifi Soylu` nun katkılarıyla ilçemizde 2 tane sulama kooperatifi kurulmuş, birine ilçemizin eski (Yeşilkent), diğerine yeni (Erzin) adı verilerek narenciye bahçelerimizin hızla artması sağlanmıştır. Böylece işsiz insanlarımız kasabayı terk etmekten kurtulmuş ve dışarıdan göç almaya başlanmıştır.


Yaklaşık 66.000 dekar Narenciye ve 65.000 dekar tahıl ekim alanının bulunduğu ilçemizde tüm narenciye çeşitleri (Vaşington, greyfurt, mandalina, limon, yafa, valensiye,minola vs.) üretilmekte olup, çiftçimiz sürekli araştırmacı olmuş ve yeni çıkan her türlü teknikten yararlanarak verim hızla arttırılmıştır. Bunda 1973 yılında kurulan Ernar Tarımsal Kalkınma Kooperatifininde katkıları büyüktür.


Ülkemizde Dörtyol portakalı aranılan bir meyve olarak ilgi odağı durumuna gelmiş ise de civar yerleşim birimlerindekiler de dahil olmak üzere hiçbirinde Erzin deki ürünler kadar kalitelisi yetiştirilememiştir.
Üretimin katlayarak arttığı ilçemizden yurdun her köşesine ihraç edilen nareciyemiz Arap Ülkelerinde ve hatta Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde önemli bir pazara sahip olup ancak daha adıyla özdeşleşen "Erzin Portakalı" ünvanını alamamanın üzüntüsünü yaşamaktadır.


Portakal Kabuğu Reçeli


  • 2 kg. portakalın kabuklarını soyun.
  • Portakal kabuklarını küp olarak kesin.

  • Tencereye 3 bardak su ilave edin.
  • Üzerine portakal kabuklarını ilave edip 5 dakika kaynatın ve acı suyunu süzün.
  • Daha sonra tekrar portakalların üzerine sıcak su ilave edin ve tekrar portakal kabuklarını 5 dakika daha kaynatın.
  • Tekrar acı suyunu süzün.
  • Portakalları küçük küpler şeklinde kesin ve rondodan geçirin.
  • Daha sonra tencereye 2 kg. toz şeker ve portakal püresini ilave edin ve kaynamaya bırakın.
  • Daha sonra üzerine limon suyu sıkın.
  • Limon suyu ile beraber 1o dakika daha kaynatın ve portakal reçelini kavanozlara boşaltın
  • .Soğuduktan sonra ağzını kapatıp kullanacağınız zamana kadar serin yerde saklayın.
Afiyet olsun.

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 863